Erzurum’un Tarihi Yerleri

Ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesi’nde ki en önemli kentlerinden olan Erzurum kenti, Palandöken Dağları’nın etek kısımlarında kurulmuştur. Bölgenin en önemli kenti olmasında ki ana nedense, kalabalık ve büyük olmasıdır. Erzurum coğrafyası, bölgeler arasında geçiş sağladığı ulaşım olanaklarıyla, tahıl üretimine elverişli ovalarıyla, su kaynaklarıyla ve tarihiyle de çok dikkat çekiyor.

Çok uzun zamanlar Erzurum kentimiz, çeşitli medeniyetlere başkentlik yapmasından dolayı tarihi yerler bakımından da son derece zengindir diyebiliriz. Selçuklu ile Osmanlı Devleti dönemlerine de şahitlik ettiğinden dolayı Erzurum’da o devletlere ait birçok eseri de bulmak mümkündür… Bir nevi Erzurum için; canlı sanat müzesi kavramını kullanabiliriz. Tarihin başlangıcından bu yana bir yerleşim bölgesi olması sebebiyle şehir, özellikle çeşitli medeniyetlerinde etkisinde kalmıştır. Erzurum’un her tarafında farklı farklı uygarlık izlerine rastlamak mümkündür… Özellikle İran’ın Karadeniz’e, Akdeniz’in de Kafkasya’ya bağlandığı oldukça önem arz eden tarihi yollarında birleştiği kısımda yer alıyor. İşte bu hususlardan dolayı da Erzurum, tarihi yerler bakımından zengindir… Birçok uygarlık için bu kent; buluşma, tanışma ve savaşma merkezi haine gelmiştir.

Erzurum Tarihi Gezilecek Yerleri

Erzurum, Hurriler, Persler, Bizanslılar, Araplar, Urartular, Romalılar, Araplar, Moğollar, Osmanlılar, Selçuklular ve İlhanlılar olmak üzere çok fazla medeniyetin ev sahibi olmuştur. Hal böyle olunca da Erzurum tarihi yerleri bakımından doğal olarak zengin şehir haline gelmiştir.

Tortum Kalesi

Tortum Kalesi
Tortum Kalesi

Erzurum’la arasında 68 km. olan kale, Tortum ilçe merkezine uzaklığıysa 16 km’dir… Yerleşik şekilde ki 2 tane dağ arasında daracık vadide yer alıyor. İlk yapımıyla ilgili herhangi kesin bilgi yok. Ancak Evliya Çelebi’ye göreyse, “Mamerol” isimli Gürcü bir kral tarafından bu kale yapılmıştır. Yerleşim taraflarında kalenin tepelik alanlarda yani kaleyi ilgilendiren kalıntılar vardır. Malazgirt Meydan Savaşı’nın ardından Saltuklular’ın eline geçen kale, belirli bir süre onların himayesi altında kalmıştır. Tortum Kalesi’nde; Doğu Roma, Akkoyunlu, İran, Gürcü, Osmanlı, İlhanlı devletleri izleri vardır.

Dışla iç kelesinde ki şimal duvarlarının dişleri, burçları halen sağlamlığını koruyor. Yalnız kale kapılarının günümüze ulaşamadığını söyleyebiliriz. Kuzey etekleri taraflarındaysa kelenin, bahçelerinde hamam kalıntılarına rastlamanız mümkündür… Kale etrafında da erzak depolarıyla birlikte hamam, sarnıç, cami kalıntılarının etkin şekilde Ortaçağ zamanında kullanılmıştır.

İspir Kalesi

İspir Kalesi
İspir Kalesi

12.yy içinde bölgenin hakimi olan İlhanlılar tarafınca yapıldığına dair bilgiler vardır. Kalenin yapımıyla ilgili herhangi bilgiye ulaşmak zordur. Çünkü kaleyle ilgili günümüze ulaşmış olan hiçbir kitabe bulunmuyor. Kısacası kalenin yapımıyla ilgili net bilgi yoktur. 16.yy’da kale, Osmanlı Devleti Padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman tarafınca onarılmıştır. Kalenin temelleriyse; Çoruh Nehri üzerinden toplanan toplanmış olan taşlardan yapılmıştır. Üstte ki duvarların inşasındaysa, blok kesme taşlar kullanılmıştır. Kale içinde yer alan mescidin minaresiyse, kale gözetleme kulesi görevini yapıyordu.

İspir Kalesi; Çoruh nehri sol yakasının takip edilmesinden sonra Erzurum yolundan İspir’e yol alırken güzel ve muhteşem tepe üzerinde konumlanmıştır. Mescidiyle iç kalesi tepede ki en yüksek alana pırlantalı taca benzer şekilde inşa edilmiştir. Dış kalede ki şehir tarafındaysa duvarlar zarar görmüştür. Kale camisinde ki duvarların altta yer alan bölümlerinde nehirden toplanan, suların sürüklendiği ve aşındırdığı aynı zamanda törpülemiş olduğu rengârenk taşlarda var. Üst bölümlerinde de oldukça güzel kesme taşlar kullanılmıştır.

Kaleyi ilk incelediğinizde; mescit ve kule mimarisinin hâkimiyetinin daha fazla olduğunu göreceksiniz. İspir Kalesi mescidinde ki minare ayrıca gözetleme kulesi şeklinde de kullanılıyor. Kale minaresiyse; ince ve taş şekilde yapıldığını söyleyebiliriz. Mescit kubbesineyse, tenasübünü sülün minaresi eşlik ediyor. İspir Kalesi’nin güneye bakan tarafınaysa, Saltuklara ait mescit yapılmıştır.  Bu mescidinde muazzam şekilde yapıldığını söyleyebiliriz.

Çobandede Köprüsü

Çobandede Köprüsü
Çobandede Köprüsü

Erzurum tarihi yapılar denildiğinde akla gelen ilk yerlerden olduğunu söyleyebiliriz. Tarihi açıdan önemi Çobandede Köprüsü’nün İpek Yolu üzerine yapılmasıdır. İlhanlılar zamanında hükümdar Gazan Han Veziri olan Salduzlu Emir Çoban Noyin tarafınca yapılmıştır. Çobandede Köprüsü, 1298 senesinde yapılmış olup; baş bölümünde ki bezemelerle yapı formunun İlhanlı ve Selçuklu mimarisinin üslubunu yansıtmıştır.

Aras Nehirleriyle Karga Pazarı’nın birleşiminin olduğu noktada yer alan köprü; gündüzleri normal alışılmış bir köprü gibi görülüyor. Özellikle bir gün yolunuz düşerse mutlaka; sabah güneş doğduğunda ki ışıkların vermiş olduğu gizemli görüntüyü izlemenizi öneriyoruz. Siyah, gri ve kırmızı kesme taşlardan yapılan köprü, çeşitli dönemlerde de onarımlara ve bakımlara tabi tutulmuştur. 7 tane kemer gözüyle inşa edilmesine rağmen günümüzde yalnızca 6 göz bulunuyor. Erzurum’la Horasan yolunun üzerinde ki bu tarihi yapıyı gezinize mutlaka dahil etmenizi öneriyoruz.

Lala Paşa Camisi

Lala Paşa Camisi
Lala Paşa Camisi

Osmanlı zamanlarında inşa edilen Erzurum’un ilk camileri arasında yer alan Lala Paşa Cami, Kanuni Sultan Süleyman’ın komutanı tarafından yaptırılmıştır. Komutanın ismi Lala Paşa olması sebebiyle caminin ismi de aynısı olmuştur. 1562 senesinde Mimar Sinan’ın inşa ettiği bu cami, öbür Osmanlı camilerine de aynı zamanda model oldu. Caminin dışında sübyan mektebi ve saray gibi yapılarda yapılmıştır. Fakat bu yapılar maalesef günümüze kadar gelememiştir.

Lala Paşa Camisinde; Eminönü Yeni Cami, Şehzadebaşı gibi İstanbul camilerinde görülen plan tipinde tasarlanmıştır. Onlardan tek farkıysa, küçük ölçeklerde yapılmasıdır diyebiliriz. Caminin dikkat çeken tarafıysa, içinin 28 pencereyle aydınlatılması olduğunu söyleyebiliriz. Cami mihrabı üzerindeyse, yapılış tarihiyle birlikte yapanın ismi de yer alan kitabe bulunuyor. Aynı zamanda hat sanatına ilgisi olan kişilerin merakla inceleme olanağı bulacağı, pencere dekorları da dikkat çekiyor. Pencerelerde hat sanatı ile yazılan hadislere yer verilmiştir. Cami de yer alan avlu içinde ayrıyeten şadırvanı da görebilirsiniz.

Atatürk Evi Müzesi

Atatürk Evi Müzesi
Atatürk Evi Müzesi

Erzurum’un önemli yapılarından olan Atatürk Evi Müzesi, Çaykara Caddesi’nde yer alıyor. 19.yy sonlarına doğru kentin zenginleri tarafınca konak inşa edilmiştir. Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları Samsun’a çıkmasının ardından Erzurum Kongresi öncesinde burada çalışmalar yapmışlardır. Dönemin belediye başkanı olan Nazif Bey’de Cumhuriyet ilanı sonrasında konağı tapusuyla birlikte özel yapılan altın anahtarı Atatürk’e hediye etti. Köşk sonrasında Atatürk’ün kardeşine ardından da Çocuk Esirgeme Kurumu’nun himayesine geçmiştir. 1984 yılına gelindiğindeyse konak, müze statüsüne kavuşmuştur. Eğer Erzurum geziniz esnasında kenti doyasıya gezip tarihini derinlemesine öğrenmek istiyorsanız kesinlikle Atatürk Evi Müzesi’ni gezmenizi tavsiye ediyoruz.

Yakutiye Medresesi

Selçuklu Dönemine ait eşi benzeri olmayan eserlerin başında yer alıyor. Denge sağlaması açısından kenar kısımlarında 2 minare yer alan medresenin büyükçe taç kapısı da görenleri şaşkına çeviriyor. Yabancı ve yerli turistlerin ilgisini çok çeken bu medresenin en önemli özelliğiyse, kesme taştan yapılmasıdır. Simetrik görüntüye sahip olan bu medrese, uzaktan bakıldığında dahi insana hoş gözüküyor.

Yakut Gazani tarafınca 1310 senesinde yapılan bu medrese, 1994’ten bu yana da müze şeklinde kullanılıyor. Özellikle taç kapısında ki kartal motifleriyle, süslemeleri çok ilgi görüyor. Medresenin bir minaresi büyük diğeri de küçük olması sebebiyle de ziyaretçiler tarafından çok ilgi görüyor. Aynı zamanda dört eyvan iç bölümüyle birlikte kapalı avlusu ile de köklü Türk tarihinin ışığı olmuştur. Medrese yanında ki deseni olan büyük minaresiyle birlikte kümbeti de Erzurum tarihini yansıtıyor.

Erzurum Kalesi

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere Erzurum kenti köklü tarihi geçmişe sahiptir… M.Ö. 1000 seneye kadar uzanan tarihiyle özellikle kent dikkat çekiyor. Urartular dönemine ait bu yapının stratejik açıdan önemi bulunuyor. Manzara olarak geniş alanda yer alan kale, Osmanlı Dönemi’nde de mescidine kavuşmuştur. Mescit haricinde 1 tane çeşme ve 2 adette türbe kale içine eklenmiştir. Surlarda ki büyük bölümlerse yıkılmış olan kalenin de birkaç kapısının ismi şeklinde biliniyor. 16.ve 19. Yy olmak üzere kale iki defa onarıma tabi tutulmuştur. Dış ve iç şekilde iki kalesi olan bu yapı, cadde, sokak ve şehir güvenliği açısından da çok önemlidir… Ruslar tarafınca 19.yy’da kent işgal altına girince kaleye bakım ve onarımlar olmuştur. Özellikle de gösterişli bir yapı olması sebebiyle hem akademisyenler hem de turistler tarafından ilgi görüyor.

Erzurum Evleri

Tarihi, kültürel ve otantik görünümlü Erzurum evleri, hem yerli hem de yabancı turistleri kendine çekiyor. Erzurum kültürünü, tarihini, ortamını ve mimarisini evlerden çok rahat anlayabilirsiniz. Çünkü Erzurum evleri tam olarak kentin özelliklerini yansıtıyor. Tabi ki bunların yanında birde Doğu Anadolu iklimi de göz önünde tutularak Erzurum evlerinin dizayn edildiğini söyleyebiliriz. 1800 metre deniz seviyesinden yüksekte olan Erzurum adına evlerde mecburi olarak; soğuklar göz önünde tutularak inşa edilmiştir. Ayrıca evlerin gösterişli olduğunu da söyleyebiliriz. Işıklandırmalarla güzelce tasarlanan Erzurum evlerini mutlaka görmenizi tavsiye ediyoruz. Detaylı bilgi: https://konuanlatimi.net/tarihi-erzurum-evleri/

Hasankale

1339 senesinde kaleyi, İlhanlı emiri olan Hasan Bey yaptırmıştır. Bir kısmı dağa dayanan Hasankale, dış ve iç bölümden oluşmuştur. Erzurum’un tarihi açısından büyük öneme sahip olan bu kale, yükseklerde yer almasının yanında birde eski dönemlerde savunma amacıyla da kullanılmıştır. Kale içinde ki gizli yoldan da güneyde bulunan Hasankale çayına dek gidilebiliyordu. Hatta kuşatmalar esnasında gizliden su teminleri de yapılabiliyordu. Hasankale’nin moloz taş ve kesme taş kullanılan İç Kale Kapıları ve duvarları bugünlere ulaşabilmiştir. Ünlü gezgin Evliya Çelebi kale çevresinde hendek olmadığını ve bin adımdan oluştuğunu söylemiştir. Kalenin diğer önemli özelliğiyse, güney yönünde yer alan duvarların arazi durumundan dolayı yüksekte inşa edilmesidir. Hasankale Erzurum kapısıysa, batı yönde olmakla birlikte Evliya Çelebi’ye göre de demir kanat şekilde büyükçe kapısı varmış. 16 yy ’da onarımı yapılan kale; Kanuni zamanında cami ve 4. Murat döneminde de köşk olarak kullanılmıştır. Maalesef bu yapıların günümüze ulaşamadığını söyleyebiliriz.

Oltu Kalesi

Urartular tarafınca büyük tepede M.Ö.4 yy ’da Oltu Kalesi inşa edilmiştir. Oltu ilçesinin merkezinde ki kale, Bizans’tan Osmanlıların zamanına varıncaya kadar çeşit çeşit onarımlardan geçmiştir. Son onarım ve bakım çalışmalarıysa kalenin 1999 senesinde yapılmıştır. Kesme taşlardan yapılan bu kale, belir süre kervansaray şeklinde kullanılmıştır. İçinde şapelinde yer aldığı Oltu Kalesi’nin mahalleleri çepeçevre saran surlarıysa günümüze ulaşamamıştır. Kalenin içinde ki şapel, 11 yy ‘da Gürcülerce yaptırılmıştır. Şapelin görünümüyse, altı tane yaprağı olan yoncaya benziyor. İç kale Ehmedek diye adlandırılmakla beraber dayanıklılık konusunda da son derece iyi olduğunu söyleyebiliriz. Kalenin sol kısmında ki burcunda da Mısri Zunnun ismi verilen türbe aynı zamanda yer alıyor.

Caferiye Cami

Kentin ünlü Cumhuriyet Caddesi üzerinde yapılan Caferiye Camisi, girişinde ki kitabede 1645 yılında yapılmıştır. Ebubekir’in oğlu Hacı Cafer’in yaptırdığı caminin, 1 şerefeli minaresi ve kubbesi bulunuyor. 2006 senesinde camiye yapılan bakım ve onarımlar sonucunda çatı altına gizlenen 3 kubbe de yer almıştır. Kesme taş ile yapılan cami yanındaysa Hacı Cafer’in türbesi yer alıyor. Erzurum’un kültürel ve tarihi eserlerinden olan bu cami, minberiyse ağaç işçiliğinden yapılmıştır. Cami yapım planıysa kare şeklinde olduğunu söyleyebiliriz.

Erzurum Arkeoloji Müzesi

Erzurum ve çevresinden çıkan eserlerle zenginleştirilmiş müze olarak karşımıza çıkıyor. 1968 senesinde ziyaretçi kabul etmeye başlayan müzede, kayıt altında olan 20 bin eser bulunuyor. Müzede ki sergilenmiş eserlerin sayesinde de; bölge yaşamını, kültürel geçmişi, dini hayatı, gelenekleri ve tabi ki sanatını da Erzurum’un öğrenmiş oluyoruz. 6000 metrekare alanda ki bu müze, iki kattan oluşuyor.

Erzurum Saat Kulesi (Tepsi Minare)

İslami dönem eseri olarak kabul edilen Erzurum Saat Kulesi, 12.yy’ın ortalarına doğru yapılmıştır. Saltukluların hükümdarı olan Ebul Kasım’ın yaptırdığı bu kulenin; gövdesi, kesme taşı ile ayaklığı da tuğladan olmuştur. Gözetleme kulesi yanında birde iç kalesinin mescidinde de minare görevini yapmıştır. Kule içinde günümüzde kullanılan saatse, 1877’de İngilizler tarafınca hediye edilmiştir. Erzurum tarihi açısından önemli olan bu yapı, 11.5 metre yüksekliğe sahiptir.

Öşvank Kilisesi

Tarihi açıdan önem arz eden renkli taşlarla ve kabartma figürleriyle dikkat çeken Öşvank Kilisesi, Uzundere ilçesinin Çamlıyamaç Köyü’nde yer alıyor. 963-973 seneleri arasında 3. Adernese oğlu olan Magistras Bağrat yaptırmıştır. Bu bilgi kilisenin güney haç kolunda olan giriş alnında ki kitabede yer alıyor. Kitabeye göre kilise Gürcü Bağratlı Hanedanlığı döneminde yapılmıştır. Öşk’lü Grigor tarafından yapılan kilise; 1022-1028 yıllarında Vaftizci Yahya’ya adak yapılan büyük kubbesini 7. Constanti ile 2. Basileios yaptırmıştır. 1036 senesinde kilise iç kısımda ki freskolarda Jojil Potrikios tarafınca inşa edilmiştir. Kilise; yatakhane, rahip evleri, mutfak, vaftizhane ve kütüphaneden aynı zamanda oluşmuştur.

Rüstem Paşa Kervansarayı (Taşhan)

Mimar Sinan eserlerinin içinde yer alan ve Erzurum için önemli olan Taşhan, Sadrzam Rüstem Paşa tarafınca yaptırılmıştır. 1561 senesinde 2 katlı şekilde bu yapı yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında ki en önemli eserler arasında yer alıyor. Yapı “Rüstem Paşa Bedesteni” ya da “Taş Han” şeklinde de anılıyor. Dikdörtgen avlunun çevresinde sıralanan odalarıyla kervansaray dikkat çekiyor. İlk yapıldığı senelerde yapı; manda, deve, eşek ve öküz barınakları şeklinde kullanılmıştır.

Çevresiyle birlikte dikdörtgen avlusu da içinde toplam 32 odadan Rüstem Paşa Kervansarayı oluşuyor. 1970 senesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilerek, günümüzde de oltu taşı sanatkârlarının imalatla satış yeri hizmetlerinin verildiği yer olmuştur. 

Erzurum Ulu Cami

Selçukluların 1179 senesinde yaptırdığı cami, hem büyük hem de gösterişli olması sebebiyle herkesi kendine hayran bırakıyor. Selçuklular zamanında çocukların eğitimleriyle atabey adı verilen kişiler ilgilenirmiş. İşte bundan dolayı da Erzurum Ulu Cami, Atabey Camisi diye de anılmaya başlamış. 5 defa restorasyon çalışmalarının yürütüldüğü camiyi en sonda Vakıflar Genel Müdürlüğü restore etmiştir. 40 sütun ve beraberinde caminin içinde sivri kemerlerde vardır. Kırlangıç Kubbe diye isimlendirilen bindirme tarzında ki kubbeyle ilgili bilgilerde 1860 senesine ait kitabede yer alıyor. Erzurum Ulu Cami içinde ki Kırlangıç Kubbe ile ilgili kitabede yer alan diğer bilgiyse, havayı temizleme özelliğinin olmasıdır. Cami de aynı zamanda çeşitli üstünlükte geometrik bilgileri kapsayan mimari açıdan göze hoş görünen şekillere de rastlayabilirsiniz. Cami içerisinde bulunan gözü andıran 2 tane delikte de ikindiyle, öğle namazlarını güneş ışıkları ile gösteriyor.

Üç Kümbetler

Anıt mezarları bakımından çok büyük önemi olan Üç Kümbetler, Erzurum’u n önemli turistik yerlerindendir… 2 tanesinin sahibi Üç Kümbetlerin bilinmemekle birlikte bir tanesi Emir Saltuk’a aittir… Kartal, boğa ve aslan tarzı işlemelerin üzerinde olduğu kümbetler kesme taştan yapılmıştır. İnsan başının da olduğu motifler işlendiği kümbette; çiçek ve geometrik desenleri de görebilirsiniz. Üç kümbette kendilerine özgü desenlere ve renklere sahiptir diyebiliriz. Üç Kümbetler’in Erzurum gezinizde mutlaka uğramanız gereken yerlerin başında olduğunu söyleyebiliriz. Doğu Anadolu Bölgesi’nin turizm ve kültürel değerlerini Üç Kümbetler fazlasıyla bizlere yansıtıyor. Özellikle de keyek taşıyla yapılmış olan 3. Kümbet olağanüstü detaylarıyla herkesi etkiliyor. Görenlerin hayran kaldığı Üç Kümbetler,  Yakutiye semti sınırlarında tüm gezginleri ağırlamayı bekliyor. Selçuklu mimarisini detaylı incelemek istiyorsanız mutlaka Üç Kümbetler’e gelmenizi öneriyoruz.

Erzurum Tabyalar

1877-1878 senelerinde Osmanlılarla Rusların yaptığı savaşta kenti savunmak için yapılan bir yapı olarak dikkat çekiyor.   Savaş teknolojilerinin gelişmeleriyle birlikte normal surlarında işlevciliği kaybolunca Osmanlı Devleti ’de direkt tabyalara 18.yy’da geçmiştir. Kalenin haricinde pusu odaları, karargâhlar, yemekhaneler, sarnıçlar ve barınaklar bulunuyor. Erzurum Tabyalarının önemli olanlarıysa; Aziziye ve Mecidiye olduğunu söyleyebiliriz. Odalar yan şekilde inşa edilmesi haricinde dayanıklı ve taştan yapılmalarıyla da dikkat çekiyor. Genişlik olarak da Erzurum Tabyaları, 4 metreyi buluyor.

Çifte Minareli Medrese

Selçuklulara ait olan Çifte Minareli Medrese, Hatuniye diye de biliniyor. Hatuniye-Çifte Minareli Medreseyi yaptıran kişiler; Selçuklu Sultanı olan Alaaddin Keykubat’ın kızı yani Hundi Hatun veya İlhanlı Hanedan üyesi Padişah Hatun diye biliniyor. Kesin bilgi konuyla alakalı olmamakla birlikte medresenin adının Hatun olması da aslında belirttiğimiz bilgiye dayalıdır. Tam yapım tarihiyle ilgili de Çifte Minareli Medrese hakkında net bilgi vermek mümkün değildir. Fakat genel olarak 13.yy’a yapımının uzandığını söyleyebiliriz. İki kat ve açık avludan oluşan bu medrese iç tarafında da öğretmen ve öğrenci odaları vardır. Ayrıyeten medrese içinde mescit şeklinde kullanılan oda da mevcuttur… Mumyalığında içinde yer aldığı kümbet, Erzurum tarihini çok yansıtıyor.

Haho Kilisesi (Taş Cami)

Meryem Ana veya Taş Cami diye de adlandırılan kilise, 976-1001 seneleri içinde Tortum ilçesinde inşa edilmiştir. Haho Kilisesi 3. David Bağdat Kralı tarafınca yapılmıştır. 19. Yy’da da camiye dönüştürülmüştür. Tarihi sahnelerin yer aldığı kilisede; boğa, aslan, kartal ve grifon simgeleri de var. Duvarlarında da İncil’den kesitler, betimler bulunuyor. Yuvarlak şekilde kemerli kapıdan giriş yapılan Haho Kilisesi’nin kule tarzında kubbesi vardır.

Cimcime Hatun Kümbeti

Cumhuriyet Caddesi yakınlarında yer alan Cimcime Hatun Kümbeti, 14.yy’da inşa edilmiştir. Firuze isminde ki kadının olan kümbetin üstü,  üçgen külahla örtülüdür. Belgelere, kitabelere göreyse kümbetin yapılış tarihi tam belli değildir. Çok yakın zamanlarda kümbet içinden mumya ve mezarlık odası çıkmıştır. 3 pencereyle kümbetin içinin aydınlatılmaktadır.

Gövdesi çevresinde yer alan yuvarlak kemerlerse kümbete tam bir mimari değer katıyor. Kesme taşlarla yapılan kümbet, yol kenarında olması sebebiyle caddeye de tarihi hava katmıştır.

Oltu Rus Kilisesi

1885-1890 senelerinde Rusların inşa ettiği kilise, Oltu ilçesi sınırlarındadır… Osmanlı-Rus Savaşının sonunda yapılan kilise, kendine özgü iki kubbe tasarımıyla dikkat çekiyor.  Dikdörtgen yapıya sahip olan kilisenin batı tarafında; süslü kapılar bulunuyor. Oltu Rus Kilisesi, Erzurum merkeze uzaklığıysa 118 km’dir… Kütüphane şeklinde restore edilme gayesi olan kilise aynı zamanda Oltu’nun 19 tescillenmiş eserleri arasında yer alıyor. Günümüzde kullanılmadığı halde yine Erzurum’un önemli tarihi yerleri içinde yer alması dışında birde bugünlere gelmeyi başaran estetik güzelliği olan yapı olarak da dikkat çekiyor.